09 Kasım 2009 Pazartesi

serencamdır gül




‘SERANCAMDIR GÜL’

şiirler yazılıyorsa adına,
o hazan gülünün, kuğular havalanır
elbet omzumdan.

kanatır biliyorum
cam kırıkları gibi, şiir
kırıkları da yaprağını.

yalnız ağılar mı
lirizmin hüznü de göllenir,
uzaklı gözlerinde .

ne zaman ‘üçlükler’
okusam köprülerden geçerken,
içimde bir gül üşür.

örtüsünden sıyrılmışsa eğer,
izdüşümünü yansıtır hemen,
avlusunda hazallar.

yanar durur sözcükler,
yalım halindeyken böyle
bir gülün serencamı.

19 Ekim 2009 Pazartesi

günlük




GÜZ SONU YALNIZLIK
GÜNLÜĞÜ/1

dağın savurduğu kül
savunamadı lâv izlerimi,
güvendiğim gülün dibi, kalbime
bir ‘ahû zar’ daha bıraktı;
yolunu yağmura gizlemeseydi,
dil izlerinden bulurdum onu,
eylül ebruları rüzgârını ele verirdi.

gökyüzüm el kadarmış,
yeryüzüm bir arpa boyu;
mühürlü haziranımı yitirdim,
‘mavi şiir korunağı’nı kim koruyacak şimdi,
kim inanacak adı aşk olan masala!

ömrüm yeter mi kurtarmaya
kuruyan hayıtları, güz çakıllarını,
sakız otlarının ilkyaz sütüyle,
yılanların sökük kavlarını
hangi hünerli el onaracak.

yoksul bir rüzgârdan başka,
yaz ırmağının kıyısında neyim kaldı;
titreyip duracak kırık dalım hep orada,
tozların arasında kimliksiz;
o yalnız kadının eli
bir daha değmeyecek yaprağına.


Ahmet Uysal/28.10.09/ida

13 Ekim 2009 Salı

aşkın ömrü

aşkın ömrü

üç güz sonrası mı desem
dört yaz sonrası mı
eylüller güle dönüştü seninle
giderek daha da uzadı aşkın ömrü

seni nice güzlerden sonra sevdim
gökyüzüm yaptım yüzünü
ellerini yeryüzüm yaptım
gök çakıllı kum oldun gözlerimde

ben seni kalp geçiği şiirlerle
donattım bi güzel,
sende en hüzünlü yanını buldum
dünya dolusu kadınların

dostluk mu diyelim
aşkın adına, bize dostluk yakışır!

seni ben aşkla ve dostlukla sevdim.

batık kentlerde yaşıyorum şimdi
sende bulduğum sonsuzluğu
.

ahmet uysal

07 Ekim 2009 Çarşamba

(ç)alıntı


(Ç)ALINTI


gökyüzümü ida göklerinden,
yağmurumu bulutlarından çaldım
izinsiz büründüm mercanlarına
yıldızlı bir gecede.

dağ sunaklarını,
tozlu patikalarını, söğüt gölgeli ırmağını,
kırmızı gül yangınlarını
elinden aldım da ne oldu:

aşk gelip dayandı şiirime.

ve dahi ne şiirler çaldım sapho’dan,
hayal ettim de uzandığını
assos kumsalında upuzun;
büyülü sözler
sızdırdım dilinin ucundan.

işte bu yüzden
yargılanmalıdır “eylül ebruları”m
zan mührü vurulmuştur nasıl olsa
(ç)alıntı dizelerime.


AHMET UYSAL

(bu şiir, mustafa durak’ın “şiirde
ilk olma ve (ç)alma durumu” /şiiri özlüyorum, sayı:33/
başlıklı yazısından mülhemdir )

17 Eylül 2009 Perşembe

kuğuların erken ölümü

KUĞULARIN ERKEN ÖLÜMÜ

gecenin öfkesi
ölüm dansına sürüklüyor kuğularımızı.

şiirler yetmiyor son soluğuna onların
büyü bozuluyor dokununca.

saçları bozuluyor rüyaların
karanlığa karışıp gidiyor kurdelesi.

su tuza dönüşüyor
sarmaşık, yılan boğumuna.

sancılı kanımızda yer değiştiriyor
tayfunlarla yangınlar.

nasıl inceltilir rüzgâr vurmuş yaprağı
çok sevilen bir gülün, henüz bilinmiyor.

aynı anda mı düşer dalı kırılan
İki yaprak toprağa.

zaman, hangisini daha uzun süre
koruyabilir çürümekten.

aşk karmaşık mesellere bürünüyor işte
suyla buzul arasında.

sancılı sürüyor kölelikten
arınması, savrulan bir kadın ruhunun.

çok erken bozuluyor kuşların
bin yıllık göç atlası.

dal erken kırılıyor, yaprak erken çürüyor,
erken ölümüyle kuğuların.

Ahmet Uysal
/26.09.09

sözcük izleri

AH, SİZ GİDERSİNİZ
SÖZCÜK İZLERİ KALIR

ah, siz gidersiniz
yazması mercanlı, algın
bir türkü kalır ardınızda.

kuşlar kalır,
tozlu yollarda
benimle yürüyen o çocuktan.

sizinle kalmaların
bin bir yolunu gösteren,
akşam yağmuru kalır.

ah, siz gidersiniz,
sözcük izleri
kalır dudağımda.

13 Eylül 2009 Pazar

rüya




UZUN SÜRDÜĞÜNDE O RÜYA


Saman alevi değildir böyle yangınlar,
Şarabın Hititli mayasıdır kanındaki.

En eski ahitlerle kuşatmalısın sunağımızı
Ki orada aşk tanrısal kimliğe bürünmektedir.

Yağmurlardan sonra gelmelisin yangın yerine,
Çatalhöyük kadınlarının gebe kaldığı gecelerde.

Dudağın öpülmeye hazır,
Çatlayan nar olduğunda;

Uzun sürdüğünde,
Kalbini örseleyen o rüya!