29 Mart 2008 Cumartesi
ÇEVİRİ ŞİİRLER
MASAL
bu gece son masalı da
söyle, vakit var sabaha;
kızıl dudağından içir,
binbir gecenin balını,
her anımı bin yıl uzat!
Bu gecə son nağılı da
Söylə, vaxt var sabaha;
Qızılı dodağından içir,
Min-bir gecənin balını,
Hər anımı min il uzat!
kırık ezgimde gizlidir;
aşkın yakıcı soluğu;
bana kırmızı bir gül at,
ıssızlık yolundan geçir
beşikteki çocuğunu.
Qırıq tərzimdə gizlidir;
Eşqin yaxıcı nəfəsi;
Mənə qırmızı bir gül at,
Kimsəsizlik yolundan keçir
Beşikdəki körpəni.
bindallı dağ eteği mi,
önüme serdiğin ülke,
belki tanrı zeus söyler,
esrikken, benim dilimle
seni bende sevdiğini.
Min budaqlı dağ ətəyimi,
Önümə sərdiyin ölkə?
Bəlkə tanrı zeus söylər,
Sərxoş ikən, mənim dilimlə
Səni məndə sevdiyini.
masala bürünür gerçek
hayalleri söylerken de,
benden başka kim içecek
bu ölümcül zehri, haydi
sun kadehleri üst üste.
Nağıla bürünür gerçək
Xəyalları söylərkən də,
Məndən başqa kim içəcək
Bu ölümcül zəhəri,haydı
Ver qədəhləri üst-üstə.
ülkemsin dediğim büyü,
yüzyılın büyük masalı,
en gizemli yalnızlığım;
dağ ve kadın karışımı
ana/tanrıça toprağım.
Ölkəmsən, dediyim sehr,
Yüzilliyin böyük nağılı,
Ən sirli yalnızlığım;
Dağ və qadın qarışığı
Ana/tanrıçə torpağım.
Azeri diliyle söyleyen:Arif
SENDEN ÖNCE DOĞDUM
senden önce doğdum
senden öğrendim aşkı
Səndən öncə doğuldum
Səndən öyrəndim eşqi
ağaç senden önce
çiçeğinle doldurdun dalını
Ağac səndən öncə
Çiçəyinlə doldurdun budağını
kuş senden önce
göklerinle boyadın kanadını
Quş səndən öncə
Göylərinlə boyadın qanadını
zaman senden önce
zaman yolu açtın sonsuzluğa
Zaman səndən öncə
Zaman yolu açdın sonsuzluğa
toprak senden önce
gökçül kıldın kıraç toprağımı
Torpaq səndən öncə
Səmavi qıldın quraq torpağımı
dağ senden önce
tanrı oldun dağıma
Dağ səndən öncə
Tanrı oldun dağıma
nehir senden önce
dil nehri açtın dilimde
Çay səndən öncə
Dil çayı açdın dilimdə
kadınlar senden önce
sen doğurdun sevdiğim kadını
Qadınlar səndən öncə
Sən doğurdun sevdiyim qadını
öleceğim senden önce
bilerek sende kalacağımı
Öləcəyəm səndən öncə
Bilərək səndə qalacağımı
Azeri diliyle söyleyen:Arif
not:
Salam Ahmed qardas.bagislayin,bu qeder gec yaziram.insallah andiz jurnali derc olunmayib.
sadece 2-3 sheiri tercume etdim,inanin vaxt ayirmaq cetin olur.insallah yardiminiza geler.. (ELNUR HACİYEV)
28 Mart 2008 Cuma
HAYAL/ŞİİR
her gece yeniden başlarım
ömrümün hayal şiirine
tenimde yağmurun sesi
derin nehirler geçer dilimden
devrilir ölümün kum saati
yalın sözler dolanır kanımda
bir avuç söz ve kor düşer
payıma o eski simyacıdan
uzak bir yalnızlık ülkesidir
şiir yarası bırakır göğsümde
sözü suyla çeviren çömlekçi
kimliğine bürünerek gelir
cam/altı sözler kalır bana
hayal şiirimin ilk dizesinden
*
çekirge'de acem gülüdür
bir sokak adıdır bursa'da
denizlere yakışır uzanınca
soyununca uzun bir kumsala
belki de çok ağlatan yanıyla
büyük hüznüdür yüzyılın
su kıyısında yaz uykusudur
mavi ladin dalıdır kırılgan
kaf dağını aşamayan kutsal
ankanın göç yolu atlasıdır
büyük şiire giden yollarda
bulduğum hayal/şiirdir o
yarım kalmış şiirlerdedir
bekler durur ona dönmemi
hangi rüzgârı öpsem, sızar
kan gibi dudağımın ucundan
sesini dallara gizleyen
yalnızlık otunu serer avluma
yağmur altındadır, sokağımda
kalmış kırgın bir kedidir
çöllerini de uzatır önüme: kum
altından zehirli yılanlarını
tropikal bitkilerin özsuyunu
damlatır nehir yatağıma
örenler, yıkıntılar arasında
unutulan saf bir efsanedir
hazine bulunmuştur belli ki
kazı yerinde kalbimin izleri
26 Mart 2008 Çarşamba
23 Mart 2008 Pazar
SAPPHO
yaz şiirleri hangi
sulara yazılır sappho,
söyle bana güzelim,
sen nereye yazardın
sağlıklı günlerinde?
seni de almak istedi mi
koynuna çapkın zeus
hera’ın yokluğunda;
samanyolu döşerken o,
evrenin sonsuzluğuna?
sappho, söyle bana,
hangi güzel kadınları
okşadın yaz geceleri,
nasıl bir aşktı o, kadife
kalbini yerinden eden?
sappho, hayal sevgili,
kadınları sevdin sen;
ben de seni ve kadınları,
kalbimi hurdahaş
ettiğin günden beri.
Ahmet UYSAL
SAPPHO
Sur quelle eau, Sappho,
s’écrivent les poésies d’été?
Dis-moi ma belle
où les écrivais-tu
tes jours de bonne santé?
Zeus le libertin a-t-il voulu également
te prendre dans son sein
en l’absence de Héra;
lorsqu’il installe la voie lactée
à l’éternité de l’univers?
Sappho, dis-moi s’il te plaît
quelles femmes as-tu caressées
dans les nuits d’été?
combien cet amour était grand
arrachant ton coeur de velours?
Sappho, amour fantastique,
toi , tu as aimé les femmes
moi aussi, je les aimées comme toi
Dès le jour
où tu as anéanti mon coeur...
Lütfiye G. SEÇER
sulara yazılır sappho,
söyle bana güzelim,
sen nereye yazardın
sağlıklı günlerinde?
seni de almak istedi mi
koynuna çapkın zeus
hera’ın yokluğunda;
samanyolu döşerken o,
evrenin sonsuzluğuna?
sappho, söyle bana,
hangi güzel kadınları
okşadın yaz geceleri,
nasıl bir aşktı o, kadife
kalbini yerinden eden?
sappho, hayal sevgili,
kadınları sevdin sen;
ben de seni ve kadınları,
kalbimi hurdahaş
ettiğin günden beri.
Ahmet UYSAL
SAPPHO
Sur quelle eau, Sappho,
s’écrivent les poésies d’été?
Dis-moi ma belle
où les écrivais-tu
tes jours de bonne santé?
Zeus le libertin a-t-il voulu également
te prendre dans son sein
en l’absence de Héra;
lorsqu’il installe la voie lactée
à l’éternité de l’univers?
Sappho, dis-moi s’il te plaît
quelles femmes as-tu caressées
dans les nuits d’été?
combien cet amour était grand
arrachant ton coeur de velours?
Sappho, amour fantastique,
toi , tu as aimé les femmes
moi aussi, je les aimées comme toi
Dès le jour
où tu as anéanti mon coeur...
Lütfiye G. SEÇER
GECE SÖZLERİ
geceyle dinlemeli genişleyen
bir ağacın gövdesini
üzerinde yıldız sekerken
su vermeli gülün toprağına
şiir geceyi sever çünkü
aşk geceyle açıklar kimliğini
eski bir ırmak yatağında
yeni bir serüvendir gece
ve bir kadın sevilmeyi bekler
gecenin en ince yerinde
(not: bu şiir pek çok web sitede
yayımlanıyor. Ancak yanlış bir dizeyle:
“üzerine yıldız sererken” biçiminde
yazılan dizenin doğrusu
yukarıdaki gibidir.)
SÖZLER NEHRİ
yalnızlık kanyonu derinse,
sonsuzluk sarmalında,
sözler nehri geçmiştir oradan.
ondandır yangınlardan sonra,
çiçeğini yapraksız açması
‘mahua ağacı’nın.
erguvan kentler yıkılır,
donar sular ayazmalarda,
gül toprak altında kalır.
hep uzaktadır ana/kara,
tuzunu okyanusa saklamıştır,
diplere, daha derinlere...
yan yana olur mu bir daha,
iki çakıl taşı…alt üst
olduğunda okyanuslar ve karalar!
(not:şiir üzerinde düzelti yaptım.
bu nedenle yeniden yazıyorum.A.U)
21 Mart 2008 Cuma
TROYALI HELENA/8
ah helena, o acımasız yıkım sonu,
menderesler çizerek hışımla,
unuttu eski yatağını çılgın nehir;
ıssız ve ürkünç örenler kapladı
kızıl toprağını son dönem troya’nın.
çürüdü çakıllı kumsallarda,
keskin kayaların parçaladığı
kadırgamın tılsımlı omurgası,
tenedos açıklarında uğuldayan
göç yolunu değiştirdi kuşlar.
toprağa gömüldü yarıdan çoğu
biçim verdiğim mermer sütunun,
okunmaz oldu zamanla dizeler:
“aşk tanımsız uzaklığıdır
şiirse yakıcı yakınlığı gülün...”
çok derin izler taşıyor bak,
yüzyıllar ötesine övünçle, onurla,
büyülü harfleri yalımlardan
korlara dönüşe dönüşe, sarsıcı
ezgisi yankılanıyor liriklerin.
dinle beni helena ve inan, daha
nice yüzyıla göğüs gerecek
yüreğimin eskimez aşk sözleri,
yazdıklarımı okuyan gezginin
yakıp kül edecek tutkulu dudağını.
ve ben öpmeye hazır, dilimin alazlı
buğusuyla bekleyeceğim orada,
sana benzettiğim ida rüzgârını...
(“troyalı helana” başlıklı uzun şiirden bir
bölüm…)
18 Mart 2008 Salı
KUĞU VE SÖZ
sözler uçurayım bekle,
mavi ladinlerde yankılanan,
yeni hazlarla ürpersin,
boynundaki kuğu lekesi.
bileşik gözle göreyim,
tutuşan gizil otlarını, çok yakın;
nice sorgudan geçtim,
bir de sen sına uzaklığınla.
sürüp giderken öyle, bungun,
amansız kır senfonisi,
‘vasilaki’ kokusuna tut bedenimi,
sarmala güz buğusuyla.
hazırım o yangına, hemen,
üç renk, üç kıvılcım olsun,
cebimde el yazması tılsımlar,
‘inanna’ ikonum boynumda,
kum olacağım yerdedir;
son adresinde bekliyor beni,
kanatları ıslak kuğusu
sözün ve sonsuzun.
14 Mart 2008 Cuma
ŞAHABI KOKUSU
hayduşko havasıyla
tez gidilir balkanlara,
sırtındaysa bedrettin hırkası.
‘şahabı’ üzüm kokusu
varsa ıslak kanatlarında
yaralı turnaların.
boynundan göğsüne sızmıştır,
duyarsın ve yoklatırsın sevdiğine
yerleri, gökleri...
yarım ay tutmuştur
ıssız yolunu serez’in.
sen hâlâ orda mısın sevdiğim.
tarazlı otlara benzeyen
türküler söylenir, çok eski
manastır patikalarında.
bağlar bozulmuştur, ay
dağlara indirmiştir avlusunu,
kırcaali yaralı kalmıştır.
ya sen kime kaldın,
a be deliyaz muhacirim,
kime kaldı deliormanlar !
ahmet uysal
(*) şahabı: siyah üzüm türü (yerel
niğde dolaylarında yetişir)
(**)hayduşko (horo) haydut oyun havası(bulgaristan,
kaynak kişiler:hilmi haşal, havva karataş,
ahmet emin atasoy)
13 Mart 2008 Perşembe
RÜZGÂRI ÖPME VAKTİDİR
rüzgârı öpme vaktidir
sokaklar soyunuktur
ıssız arka bahçelere
düşürmüştür evler tülünü
örümcek ipeğini dürmüş
gül, güzaltına almıştır hüznü
ay ışığına takılmıştır
şehirler arası otobüsler
bozkır yorgunu trenler
yolcusunu uyandırmıştır
hiç bu kadar yakın durmamıştır
bir dudak bir dudağa
o saatlerde söz yalındır
yıldızlar ipliğini bükmektedir
bekliyorum seni
rüzgârı öpme vaktidir.
1999/balıkesir
NAHİT'E MEKTUP
güzel kız sokağını
arıyorum eski bir şehirde,
yoluma yıldız düşürmeyen
büyük ıssızlığında göklerin.
yalın toprak buğusu
uzanıyor, dudak dudağa
gelir gelmez yalnızlığım,
ahşap konakların avlusuyla.
yağmur karanlığında
öpüşen iki şiir
arasında arıyorum onu.
bakır kızılıydı yüzü,
saçları iki demet yalım,
‘mahfel’ önündeydi son savruluşu.
bursa ikindisi beklerdi
güller asılı kapısında,
yalnız çınarlar ve Nâzım
güzel kız sokağı,
hangi evvel zamandaydı Nahit,
ilk öpücüğe benzeyen.
OMZUMDA KUĞULAR
- metin güven’i düşünerek-
unuttuğum hangi eylüldü,
omzunda kuğular ve gül,
dağ koruları, gökdere uğultusu.
kozahan avlusundan
ham ipeğiyle geçerdi her sabah,
boynunda sabahın tılsımı.
inebey’den eteğinde güzle
inerdi, onu öpmeyi düşündüğüm
ahşap aralığa.
yağmur kokusuna gizlerdim
yalnızlığımı, şiirini yazdığım
sisli sokaklarda
maksem’e doğru karanlıkta,
bıraktığı yerde beklerdi beni, çok eskiden
göğsüme dayadığı gökyüzü.
unuttuğum hangi eylüldü,
omzunda kuğular
yağmurlardan sonra upuzun.
12 Mart 2008 Çarşamba
OKUNAMAYAN HARFLER
1
okunamayan harflerin
izini sürmekten,
yorgundu bedenim.
söylediler: “iki eski
harf sağaltabilir ancak,
onulmaz sanılan yarayı.
iki ağzınla öp,
iki kalbinle sev,
iki ömrün olsun!
iki yağmur
damlası halinde kal
yaşam yaprağında.
tılsımı budur
sürüklenmenin, büyülü
sözler nehrine.”
2
geri çevrilen harflerim ,
çekilen deniz olarak
döndüler kıyılarıma.
inciten itiraflarımdı,
dilime
dolanan çizgileri…
ertelenmiş dokunuşların
örtülü imgelerini
ekledim onlara.
onlar da öyle söylediler:
-okunamayan harflerdir
yalnızlığın ruhu.
ahmet uysal
okunamayan harflerin
izini sürmekten,
yorgundu bedenim.
söylediler: “iki eski
harf sağaltabilir ancak,
onulmaz sanılan yarayı.
iki ağzınla öp,
iki kalbinle sev,
iki ömrün olsun!
iki yağmur
damlası halinde kal
yaşam yaprağında.
tılsımı budur
sürüklenmenin, büyülü
sözler nehrine.”
2
geri çevrilen harflerim ,
çekilen deniz olarak
döndüler kıyılarıma.
inciten itiraflarımdı,
dilime
dolanan çizgileri…
ertelenmiş dokunuşların
örtülü imgelerini
ekledim onlara.
onlar da öyle söylediler:
-okunamayan harflerdir
yalnızlığın ruhu.
ahmet uysal
KALİNO
suyun öte yakasından gelir,
daha da uzak, rodoplardan:
kalino ezgisi pomakların…
balkan kanı karıştırır
kanıma tutkulu gaydacılar.
zulya kamalova ulaştırır,
unutulmuş akrabaların sesini,
kostas sideridis’in uduna.
ürpertisi kalır yağmurun
dağ geçeneklerinde.
ayde mori oralara, ardalar’a
gidiyoruz ağıtlarımızla,
“kırmızı gül her dem olmaz”
yıldızlar altında çobanlar
merhem olsun yaralarımıza.
bir daha göremem diye ,
ağla sen dobrucalım ah ağla,
deli ormanlar hiç unutulmasın,
kederli gözlerinde bulutlar
başından sevdayı almasınlar:
kalinolar yaksın dudağını!
ahmet uysal
daha da uzak, rodoplardan:
kalino ezgisi pomakların…
balkan kanı karıştırır
kanıma tutkulu gaydacılar.
zulya kamalova ulaştırır,
unutulmuş akrabaların sesini,
kostas sideridis’in uduna.
ürpertisi kalır yağmurun
dağ geçeneklerinde.
ayde mori oralara, ardalar’a
gidiyoruz ağıtlarımızla,
“kırmızı gül her dem olmaz”
yıldızlar altında çobanlar
merhem olsun yaralarımıza.
bir daha göremem diye ,
ağla sen dobrucalım ah ağla,
deli ormanlar hiç unutulmasın,
kederli gözlerinde bulutlar
başından sevdayı almasınlar:
kalinolar yaksın dudağını!
ahmet uysal
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)