sonsuzluklar meseli
orada kaba orman kabuğuydum; benimle
üst üsteydi, iki çürümüş yaprak, yok oluş
muydu bu, ipucu muydu sonsuza: eğik
hayıt dallarında yalın/mavi çiçekler,
kuş fosilleri gülümsüyor yazılı kayada.
gökyüzüne eğiliyoruz yeryüzü halinde,
söğütler, hatmiler, buğulu ıssız patikalar;
yalnızlığın belleği değiyor yıldızlara,
veda yerine tutkulu sözler söylüyoruz,
sonsuzluklar meseli taşıyoruz ağımızda.
upuzun bir şehirdir masalın aslı,
ahşap evlerde tek rüyadır şehrazat,
bin birinci gecenin kapısına dokunanların
asla unutulmaz ıslak dudak izleri,
sonsuza değin yok olsak da odalarda.
birlikte (mi) çürüyecek veda etmeyenler,
iki gümüş yaprakla örtünerek sıkıca,
yok oldukça dönüşecek bedenim ona,
apansız açılan güz çiçeklerinin kokusunu
orada, kadıncıl kanımla bulacağım.
28.11.2009/ida
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder