19 Ekim 2009 Pazartesi

günlük




GÜZ SONU YALNIZLIK
GÜNLÜĞÜ/1

dağın savurduğu kül
savunamadı lâv izlerimi,
güvendiğim gülün dibi, kalbime
bir ‘ahû zar’ daha bıraktı;
yolunu yağmura gizlemeseydi,
dil izlerinden bulurdum onu,
eylül ebruları rüzgârını ele verirdi.

gökyüzüm el kadarmış,
yeryüzüm bir arpa boyu;
mühürlü haziranımı yitirdim,
‘mavi şiir korunağı’nı kim koruyacak şimdi,
kim inanacak adı aşk olan masala!

ömrüm yeter mi kurtarmaya
kuruyan hayıtları, güz çakıllarını,
sakız otlarının ilkyaz sütüyle,
yılanların sökük kavlarını
hangi hünerli el onaracak.

yoksul bir rüzgârdan başka,
yaz ırmağının kıyısında neyim kaldı;
titreyip duracak kırık dalım hep orada,
tozların arasında kimliksiz;
o yalnız kadının eli
bir daha değmeyecek yaprağına.


Ahmet Uysal/28.10.09/ida

13 Ekim 2009 Salı

aşkın ömrü

aşkın ömrü

üç güz sonrası mı desem
dört yaz sonrası mı
eylüller güle dönüştü seninle
giderek daha da uzadı aşkın ömrü

seni nice güzlerden sonra sevdim
gökyüzüm yaptım yüzünü
ellerini yeryüzüm yaptım
gök çakıllı kum oldun gözlerimde

ben seni kalp geçiği şiirlerle
donattım bi güzel,
sende en hüzünlü yanını buldum
dünya dolusu kadınların

dostluk mu diyelim
aşkın adına, bize dostluk yakışır!

seni ben aşkla ve dostlukla sevdim.

batık kentlerde yaşıyorum şimdi
sende bulduğum sonsuzluğu
.

ahmet uysal

7 Ekim 2009 Çarşamba

(ç)alıntı


(Ç)ALINTI


gökyüzümü ida göklerinden,
yağmurumu bulutlarından çaldım
izinsiz büründüm mercanlarına
yıldızlı bir gecede.

dağ sunaklarını,
tozlu patikalarını, söğüt gölgeli ırmağını,
kırmızı gül yangınlarını
elinden aldım da ne oldu:

aşk gelip dayandı şiirime.

ve dahi ne şiirler çaldım sapho’dan,
hayal ettim de uzandığını
assos kumsalında upuzun;
büyülü sözler
sızdırdım dilinin ucundan.

işte bu yüzden
yargılanmalıdır “eylül ebruları”m
zan mührü vurulmuştur nasıl olsa
(ç)alıntı dizelerime.


AHMET UYSAL

(bu şiir, mustafa durak’ın “şiirde
ilk olma ve (ç)alma durumu” /şiiri özlüyorum, sayı:33/
başlıklı yazısından mülhemdir )