5 Mayıs 2010 Çarşamba

troyalı helena'ya şiirler


TROYALI HELENA’YA VEDA/8




yıkılmadan önceydi Troya

köprüsü, tahta atımla geçtiğimde

yaz ırmağına gül düşürdüğüm günlerdi

upuzun olurdu sevdiğimle aşkın ömrü

söylencemizi Assos taşına yazardım

eteklerimizde Tenedos rüzgârı

Sapho’dan şiirler okurdum geceleri

yaz yağmurları eklenirdi haziranda

gözlerinin gece güzelliğine senin

uzaklaşmak istesem ellerinden

aramıza uzun saplı gelincikler girerdi

ay ışığı su yolu uzatırdı lesbos’a

seni öperken yeryüzünü öperdim

mavi çiçekli otlardı sende okşadığım

gün gelir umutsuzluk kaplardı fırtınalı

köpük içinde ürkünç deniz yönünü

sen elini uzatınca kırmızı mor

güller açardı kar altında gürültüyle

bilirdin ki eski bir yoldum ben

sarı dikenli otlar arasından gelirdim

hüzünlü ezgiler söylediğinde

yenildiğim düzlükte yeniden başlardım

aşk şiirlerine, eski umut ezgilerine

sana akardı zaman bir daha bir daha

yalnızca sen olurdun zamanın kalbi

önüne şiirin büyük atlasını sererdim

nehirler akardı dizelerimden

beni gizemli sözcüklerle sorgulardın

Sapho’dan söz ettiğimde dalgınlıkla

ne ölüm ne ayrılık gelirdi aklımıza

ne veda kokusu çiçeklerin çığlığında

sonsuz aşka uzanırdı bütün dallar

isterdik ki aşkın kızgın kül bulutları

kaplasın bedenlerimizi bir anda

gözlerimizi iki zambak yaprağı…

 veda sözlerine şimdi dilim varmıyor!


Ahmet Uysal


Hiç yorum yok: