HAZİRAN SONU GÜNCESİ
(aşkın ne olduğunu
haziran sonu güncesi
anlatsın size…)
yakanıza oğul otları takın
kalp ağrılarınız sağalsın;
tutup dalından dudağınıza,
gül yetiştirdiğiniz
odanızda şiirlerin yanına…
göç yolundan gönderdiğim
kırık hayıt dalı tılsımlıdır
boynunuza değsin kuşluk vakti
uzanıp uzanıp öpsün düşlerinizi.
mor zambakların arasına
bir daha gelirsiniz belki
yeniden kuşlar uçurmaya!
yaz yağmurundan sonra
patika kokulu yatağınız upuzun
çoktan serilmiştir kırlara…
28 Haziran 2010 Pazartesi
25 Haziran 2010 Cuma
üçlükler
HAZİRAN ÜÇLÜKLERİ
haziran
yıldönümüdür
yenilgimin
haziran
ortasından bölünen
kalbimin dolunayıdır
süryanice söyletir
şiirlerimi
dilim tutulduğunda
dağ eteğinde,
ırmak sandığım
büyülü günlerimdir
ancak haziranda
ulaşırım bir zambağın
yalınlığına!
ahmet uysal
haziran
yıldönümüdür
yenilgimin
haziran
ortasından bölünen
kalbimin dolunayıdır
süryanice söyletir
şiirlerimi
dilim tutulduğunda
dağ eteğinde,
ırmak sandığım
büyülü günlerimdir
ancak haziranda
ulaşırım bir zambağın
yalınlığına!
ahmet uysal
20 Haziran 2010 Pazar
iki düşlem
İKİ DÜŞLEM
iki düşlem arasında
bıraktı beni ida yazı:
biri gülün yansıması
öteki kum altında tanrıça!
iki ırmak: burgaçları hasanboğuldu,
çakılını üzerime süren sutüven!
biri doruklardan geliyor,
öteki dağın kalbinden!
hangisine şiir yazsam,
öteki tutup sürüklüyor ege’ye!
birinde yıkıntısı ütopyamın,
ötekinde toprağımın sancısı!
geçit vermez, ikisinin de yatağı
derinlerde kalmıştır
sonsuzluğu simgeleyen
onlardı eskiden.
hayal evim şuracıktaydı
hayıtlı avlusuyla;
kıyısında durduğum
yalın kumsal!
onlarla tanıdım upuzun ebruli
uzanışını sevdiğim kadının.
büyülü eleğimsağmalar
köprüsüydü ikisi de:
lavanta dalı izler bırakırdı
üzerinde masmavi öpüşenler.
şimdi dilim tutuluyor
hangisiyle konuşmak istesem!
uzak çavlanlara uçuyor,
içimdeki kuğular!
bilinir, gizli yanı vardır
kırılan her dalın tutunacağı.
bir kuş kanadı değse söğütlere,
kökleri bulutlardadır:
ah, sizinle salınan zakkumlar
neden böyle zamansız döküyor yaprağını?
nasıl da ıssız kalmış yıldızların
ağdığı eskil troya yolu!
söyleyin: sonsuzluk kapısında
hanginiz dokunacak dudağıma?
nerede öpüşeceğiz
yeryüzünden sonra?
bilmek isterdim hangi kıyınızda
gizleniyor kum olacağım gün!
yenilmiş bir ülkeyim ben,
daha kuşatma halindeyken!
Troya köprüsü/20.06.2010
13 Haziran 2010 Pazar
dönüşü olmayan
DÖNÜŞÜ OLMAYAN
rüzgâra bürünmüş kadınlar
yağmurla konuşurlar
gökler adına
gül büyütürler odalarında
yeryüzünden uzakta
tanrıça olurlar
dudakları sözcüklere
emanettir
ürpertili tenleri
düşlere
dönüşü yoktur haziranda
rüzgâra bürünmüş kadınların
ahmet uysal
9 Haziran 2010 Çarşamba
durmalar
HAZİRAN IRMAĞINA DURDUM
troya köprüsü altında upuzun
ırmak sandığım tanrıçaydı o
lavantalar sürünürdü geceleri
mavi hayıtlarla sevişerek
kuzgunlar gelirdi kuzeyden
sonsuzluğun gizini aramaya
kırk şiir savurmaya burgaçlara
homeros’un kör oğulları
yüz görümlüğüydü ona sunduğum
mor dikenli otları kırların
dağlı bir kadın iri gözlerini
unutmuş olurdu uzak gözesinde
sözü onunla sınardım
gülün gölgeli buğusuyla
yan yana tutmaya iki gelinciği
düşlerimle örtüştürmeye iki kalbi
8.06.2010/Ahmet Uysal
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)