20 Haziran 2010 Pazar

iki düşlem




İKİ DÜŞLEM


iki düşlem arasında
bıraktı beni ida yazı:


biri gülün yansıması
öteki kum altında tanrıça!


iki ırmak: burgaçları hasanboğuldu,
çakılını üzerime süren sutüven!


biri doruklardan geliyor,
öteki dağın kalbinden!


hangisine şiir yazsam,
öteki tutup sürüklüyor ege’ye!


birinde yıkıntısı ütopyamın,
ötekinde toprağımın sancısı!


geçit vermez, ikisinin de yatağı
derinlerde kalmıştır


sonsuzluğu simgeleyen
onlardı eskiden.


hayal evim şuracıktaydı
hayıtlı avlusuyla;


kıyısında durduğum
yalın kumsal!


onlarla tanıdım upuzun ebruli
uzanışını sevdiğim kadının.


büyülü eleğimsağmalar
köprüsüydü ikisi de:


lavanta dalı izler bırakırdı
üzerinde masmavi öpüşenler.


şimdi dilim tutuluyor
hangisiyle konuşmak istesem!


uzak çavlanlara uçuyor,
içimdeki kuğular!


bilinir, gizli yanı vardır
kırılan her dalın tutunacağı.


bir kuş kanadı değse söğütlere,
kökleri bulutlardadır:


ah, sizinle salınan zakkumlar
neden böyle zamansız döküyor yaprağını?


nasıl da ıssız kalmış yıldızların
ağdığı eskil troya yolu!


söyleyin: sonsuzluk kapısında
hanginiz dokunacak dudağıma?


nerede öpüşeceğiz
yeryüzünden sonra?


bilmek isterdim hangi kıyınızda
gizleniyor kum olacağım gün!


yenilmiş bir ülkeyim ben,
daha kuşatma halindeyken!


Troya köprüsü/20.06.2010

Hiç yorum yok: