19 Temmuz 2010 Pazartesi

ida oğullarından renga



AYVALIK ŞİİR AKŞAMI İÇİN RENGA

ey yaz göçebeleri:


vaktidir şiire gidelim

göz altı evlerimizden


cunda rüzgârında

bir daha toplanalım


son gördüğümüz rüyaları

koyalım soframıza


yenilmişler ülkesinden

kimler gelir


onca yıkımdan

ne kalmıştır geriye


söz incinmiştir kuşkusuz

aşk sustukça


oradadır büyü

bürümcüğü


tuzu

ege köpüğünün!


              Ahmet Uysal


Güneşi denize düşürelim

mavisine kor bulaşsın

rüzgârla cilveleşen

bahar kokulu suyun


Başı solgun kızıl gül

iki göğüs arasında

uykuyu içsin gözleri

iç geçirsin bir çocuk

Şaşkın bir martı
tüneğini aranırken

dağın gölgesi insin

kıyıları öpen suya



Usul adımlarıyla

döne döne yerleşsin

sarı benizli ay

yıldızların arasına


Menevişli denizin

içinden yükseliveren

koca bir balina gibi

nazlıca salınsın Midilli


Sonsuzluğun sesiyle

aşk içre sarmaş dolaş

bir şimşek çakımı

serilsin önümüze

uzun bacaklı ömürlerimiz


                 Bülent GÜLDAL



Suyun estiği bilinir

rüzgârın köpüklendiği…


Tellerine değince şiirin

ne kadar söylence varsa İda’da

süzülür yamaçlarından zeytinleyin


Edremit’te tahta bir iskeleden

çözülür palamarı tirşe tarihin


Ayvalık saçlarını tarar Ege’nin aynasında

kadim taşlarından kayan ıslıkla


Cunda’da hoplayan bir balıktır zaman

aşkla sıçrar karşı kıyıya


Bir de çanlarına iyi bakılır dostlukların

gül tadında yaşamak için
                   ahmet günbaş

Hiç yorum yok: