1 Temmuz 2010 Perşembe
iki şiir iki gerçek
O TEMMUZLAR
Nereye gitsem karşıma çıkıyor ansızın
O temmuzlar, gözlerine benzeyen bir kızın
O temmuzlardı karanlığı sevdiren bana
Parlarken uzaklarda ışığı bir yıldızın
Otlarla, böceklerle uyuduğum günlerdi
Simgesiydim sonsuz bozkırlarda yalnızlığın
Şimdi unuttum bütün adları ve yüzleri
Yüreğimde yangınları kaldı temmuzların
Solumak, bir daha solumak o temmuzları
Güzelliğine vararak çok eski yazların
Ahmet Uysal/1990/Balıkesir
(Sularla, Yeni Biçem Yayınları, 1994;Bursa)
(Açıklama: “O Temmuzlar” başlıklı şiirim Madımak olayından
Çok önce yazılmıştı. Şairin öngörüsüne, düşlemine örnek
olabilir mi? Şiir ilk kez, Karşı Dergisinin “Sivası Unutma” özel
sayısında yayımlandı 1993)
YARIM KALDI SON SERÜVEN
Sen öyle düş içindeyken
Silindi suda sureti
Yarım kaldı son serüven
Döndü durdu rus ruleti
Söz eskidi su bulandı
Nasıl bulmalı yeniden
Ki birbirine karıştı
Bilinenle bilinmeyen
Sendin o yaz parıltısı
Yörüngesiz bir gezegen
Yalnız, umarsız, bulutsu
Karanlık sularda yüzen
Bitti mi o mahur faslı
Ay ışığında söylenen
Ateşin suyla dansıydı
Yarım kaldı son serüven
Ahmet Uysal
(Uzak Yazlarda, Düşlem Yayınları, 1998 Bursa)
(Açıklama: Şiirii Madımak olayından hemen sonra,
Metin Altıok için yazmıştım. Ne yazık ki
Kitapta ona adayış notu noksan kalmıştır. Bu gerçeği sırası
Gelmişken açıklamayı uygun buldum)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder