24 Ağustos 2010 Salı

metin güven'e ağıt


GERİ ALINAMAZ


geri alınamaz ağacın belleğine

yazılan söylencemiz, her dalında

ırmakların ağzından dökülen sözler salınır

taşların ruhunda kalmıştır birlikte

suya bıraktığımız lavantalar


allığı geri alınamaz ellerimizi

birleştiren uzun saplı gelinciğin

tanımı varsa sonsuzluğun onunla

bulacağız dudağımıza bıraktığı

bütün eski yitik tanımların ipucunu


solduğu anlar umudun alınamaz geri

birlikte gidilen o upuzun yolda

verilen hiçbir söz yerini tutamaz

usulca dokunmanın rüzgârın omzuna

geri alınamaz bir aşkın belleği


belki bir sağanağa tutunuruz

bir kediye sığınırız: o tüylü dünyaya!

çoktandır sürüyordu gülün iç kanaması

hep birlikte içten içe kanıyorduk

zarflarımız yine karıştı Metin ey!


seni alıp götürdüler benim yerime…

Ahmet Uysal/23.08.2019



17 Ağustos 2010 Salı

Metin Güven İçin...





OMZUNDA “KEDİLER


- metin güven'i düşünerek- 


unuttuğum hangi eylüldü,

omzunda kediler ve gül,

dağ koruları, gökdere uğultusu.


kozahan avlusundan

ham ipeğiyle geçerdi her sabah,

boynunda sabahın tılsımı.


inebey’den eteğinde güzle

inerdi, onu öpmeyi düşündüğüm

ahşap aralığa.


yağmur kokusuna gizlerdim

yalnızlığımı, şiirini yazdığım

sisli sokaklarda


maksem’e doğru karanlıkta,

bıraktığı yerde beklerdi beni, çok eskiden

göğsüme dayadığı gökyüzü.


unuttuğum hangi eylüldü,

omzunda kediler

yağmurlardan sonra upuzun.


(şiirdeki “kuğular”ı, bir dostumun önerisiyle

“kediler” olarak değiştirdim.)

Ahmet Uysal

Metin dostumdu, can kardeşimdi, 72’den bu yana

yazıştık, telefonla her gün konuştuk. Şiire,

yazına, düşünce yazılarına çok önem vermiştir.

Onaltıkırkbeş dergisinde kendi adıyla, önder adalı

adıyla, daha başka adlarla yazmıştır. Ona merhaba Metin!

diye seslenmenin bana uzak olmadığını biliyorum.

15 Ağustos 2010 Pazar

yenilmiş ozanlar sözlüğü:2



evvel zaman öncesi’


evvel zaman öncesiydi
mavi şiir korunağınız
salınırdı
göğsünüzde


yaz kumsallarına
uzansanız
dudağınızdan göklere
sözcük parıltısı
yansırdı


ince tülünü
aralardınız uzaklığın
kucağınızdan sulara
lavanta dalları
dökülürdü


güz sonlarında
nereye gitseniz
ida’nın ıslak kanatlı
kuşları da
sizinle giderdi


dokunsanız

yeryüzümde
yenilgi gülleri
göğerirdi


evvel zaman öncesiydi
sizi sevdimdi