16 Nisan 2010 Cuma
ağır zamalar/
AĞIR ZAMANLAR/
söz edemedim bağışlayın,
kuşların çoktandır uğramadığı
uzak şehirlerimden size;
surlar devrildi üzerime
sırlar kapısından giremedi
bir daha yılkı atlarım, orada
sizi ve ölümü bekledim
iki ırmak arasındaydı troas rüzgârı,
yenildiğim düzlükte ne yazık
parçalandı adınızı kazıdığım
şiirler yazdığımız o kutsal taş.
giz alıp giz vermektir
troya’da aşkın adı, bilinir,
söylencelere dahil olunca,
tutku, yenilgi ve ölüm üçgeni
hep aynı mızrağın ucundadır;
tenedos bilicisi belirler
savaşlardan sonra buluşmayı,
son kez öpüşmeyi ölüme yakın:
söylediniz ve tabletlere yazıldı:
“aşk, ağır zamanlar katmanıdır
troya’da, evveli ahiriyle…”
şimdi daha da uzaktan
bakabilmek için yıkılmış kentime,
hoşça kalın güllerinizle
anacağım sizi ormanların ötesinde
inandığım kapısında zambakların,
yaşamın sonsuz olduğu göklerde.
ilkel bir şiirin gizil çığlığında
bir sümer tableti yeniden
kazandıracak büyülü evrene:
ırmakta sürüklenen sesinizi.
11 Nisan 2010 Pazar
FERHAD
ferhad!
ne de olsa, küskün bir hayatı
yaşadın sen ferhad
kendine vurdun külüngü.
orada, ayazma yolunda
yitik zamanlarla,
örseledi kalbini güz.
her iz seni oraya
sunakların tenhalığına
sürüklüyordu soluk soluğa.
bir kayanın gölgelediği
gülün dibine, ah ne güzel
döküldü külün ferhad!
ahmet uysal
(Beşparmak, mart-nisan 2010)
ne de olsa, küskün bir hayatı
yaşadın sen ferhad
kendine vurdun külüngü.
orada, ayazma yolunda
yitik zamanlarla,
örseledi kalbini güz.
her iz seni oraya
sunakların tenhalığına
sürüklüyordu soluk soluğa.
bir kayanın gölgelediği
gülün dibine, ah ne güzel
döküldü külün ferhad!
ahmet uysal
(Beşparmak, mart-nisan 2010)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)