ISSIZ TALİHİ ŞİİRİSTANIN
onlar sırça şiirdir,
dokunsanız dağılıverecektir
kırlarda gelinciklere
ülkemin ağrılı dili,
flu odalarda
gülistanlı füruğkızı
gizi bilinir mi
dağını delmeden ferhad’ın,
anlamaya yeter mi kehanet!
bulunur kuşkusuz zamanla,
sözün yüz katman altında
gizlenen o büyülü hazine
yanılırsınız belki anlamakta,
yanmadan hırkanızın
son düğmesi de
söylenceler toprağında,
sakınmasız savruluşların
yarına kalır rüzgârı
gördüm bekliyor orada,
uzak bir limanda umarsız,
yarı batık bir tekne gibi
ıssız talihi şiiristanın!
ahmet uysal/16.03.2011/ida
(Bu şiiri yazdım ya tanrıların bana yeniden el uzatacağına da inanmaya başladım. Sanki son yakarımı yapar gibi yazdım; belki de gerçekten son şiirimdir. Olsun! Ataç gibi söylersem: “Yaşadım bunca yıl yeter bana.” Karmaşık günlerin tortusu kolayca giderilemiyor. Umarım beni anlayan şair dostlarım olur. Her zamanki gibi söylersem: nice şiirlere, nice güzelliklere!)
19 Mart 2011 Cumartesi
6 Mart 2011 Pazar
eskisi gibi...
ESKİSİ GİBİ
eskisi gibi olmasa da,
bakarsınız eylül yağmuru değmiş
rüyalarınız mavi bir sözcükle
çıkar gelir
adınızı söyler otlar usulca,
ıssız güz patikalarında,
kuğular görünmez olmuştur,
ayak izi silinmiştir sumruların
ırmağın kirletilmemiş
çok uzak gözesine yürürsünüz,
Islak bir söğüt dalıyla silmek için
alnınızdaki zalim lekeyi
belki de yeniden serilir
altınıza dağın eteği upuzun,
uzandığınız lavanta dalları üzerinde
sonsuzluğa gidersiniz
bilinmez yine yakınır mı
mor benekli orman gülleriniz,
balkanlar üzerinden gelen
rüzgârlara attınız diye şiiri
troya köprüsünde hüzünlü
bir rodop türküsü mırıldanırsınız:
“Rufinka sayrı düşmüş
başında kimsesi yok!”
4.03.2011/zeus altarı
eskisi gibi olmasa da,
bakarsınız eylül yağmuru değmiş
rüyalarınız mavi bir sözcükle
çıkar gelir
adınızı söyler otlar usulca,
ıssız güz patikalarında,
kuğular görünmez olmuştur,
ayak izi silinmiştir sumruların
ırmağın kirletilmemiş
çok uzak gözesine yürürsünüz,
Islak bir söğüt dalıyla silmek için
alnınızdaki zalim lekeyi
belki de yeniden serilir
altınıza dağın eteği upuzun,
uzandığınız lavanta dalları üzerinde
sonsuzluğa gidersiniz
bilinmez yine yakınır mı
mor benekli orman gülleriniz,
balkanlar üzerinden gelen
rüzgârlara attınız diye şiiri
troya köprüsünde hüzünlü
bir rodop türküsü mırıldanırsınız:
“Rufinka sayrı düşmüş
başında kimsesi yok!”
4.03.2011/zeus altarı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)